Kaleli gençlik

Son yıllarda, ülkemize epey zarar veren bir siyasi ekip; önce hep değiştiklerini söyleyerek işe başladılar. Neredeyse millilikten nefret eder ve kendi geçmişlerinden kaçarcasına, değiştiklerini ispat edebilmek için, her fırsatta 'milli gömleklerini çıkardıklarını' abartarak ısrarla vurguluyorlardı. Bölgemizle ilgili hesapları olan ve çıkar ilişkileriyle, bunları kendilerine bağlayan dış odaklar da; ortağı oldukları sermaye medyası aracılığıyla, bunlara: “yenilikçi” diyerek; televizyonlardan insanımızın gözüne gözüne bunları soktular. Ki bu parlatma sayesinde, kitlenin teveccühünü kazansınlar; onlar da bu ilkesiz kaypakları kullanabilsin. Nitekim öyle oldu… İnsanımızdan yetkiyi aldıktan ve işbaşına geldikten sonra; gerçekleştirecekleri her bozgunculuğa itiraz edenleri, sanki kötü bir şeymiş gibi: "statükocu"lukla suçluyorlardı. Oysa her zaman her yerde; değişimin yararlı ve zararlı olanı gibi; sabit durumun da yararlı ve zararlı olanı vardır. Önemli olan, akli değerlendirme, karşılaştırma ve ölçme sonucunda, o an için hangisinin gerekli olduğunu göstererek; kitleyi yararlılık konusunda ikna etmektir... Kameralar önünde ve mikrofon başında, değişim değişim diye cırladıktan sonra; koltuğu kapınca ve şahsi çıkarları yönünde icraatları (değişiklikleri) yapınca; sanki insanların hafızası yokmuş gibi insanlara hakaret edercesine; bu kez alabildiğine kendi sabit durumlarını (statükolarını) korumak için, gözleri dönmüş şekilde despotluklar uygulamaya başladılar... Bölgemizde her türlü sömürgeci işgal gerçekleşirken; hurafeciler, işbirliği yaptıkları sömürgecilerin, ülkemizi bölmesine yarayacak ve bulundukları kendi konumlarını da kalıcı (statik) hâle getirmek uğruna anayasa yapmaya koyuldular. 2007 yılında, sömürgeci stratejistler tarafından hazırlanan ve ÖCALAN’ın son düzeltmelerini yaptığı yeni anayasanın gerekçesini hurafeciler: “Renksiz, sivil, ideolojisiz anayasa ve ileri demokrasi” şeklinde açıklayarak; yalnızca kendi akıl bulanıklıklarını ortaya döktüklerinin, çelişkileri içinde debelendiklerinin ve gerçekte, hayvanlar gibi dışkılarını toprak altına gömmeye çalıştıklarının farkında değildirler. Anlamazlar ama; biz yine de bunlara bilimsel bir hatırlatmada bulunalım: İdeolojinin "düşünce" olduğunu ve her insanın "düşünce"li olduğunu; "düşünce"siz insanın olamayacağı gerçeğini kreş çocukları bile bilirken; hurafeciler, bu basit gerçeği dahi öğrenmekten acizler... Devamı için, makalenin adres bağlantısını tıklayınız... http://www.haberindunyasi.com/kose-yaz…/…/hangi-degisim.html