Kur'an'dan Nasıl Uzaklaştırıldık ?

ABDEST (VÛDU’)
Abdest; iki uzvun yıkanması ve iki uzvun mesh yapılması ile tamamlanan bir farzdır. Yüzün ve dirseklere kadar ellerin yıkanması, başın(üst, sağ, sol, arka) dört yönünün ve ayakların ( eklem yerinde bulunan sağlı sollu iki kemik çıkıntısı dahil olmak üzere) Mesh yapılmasıdır. Ayakları tarif eden son bölümdeki vav harfini; “Atıf vav’ıdır, yıkamaya delalet eder, yıkamak gerekir, Mesh olmaz.” diyenler, atıfın Mesh’e değil yıkamaya nasıl atıf olacağını izah edememektedir. Ortaya atılan bu atıf hikayesi uygunluğu tartışılmadan dillere sakız olmuştur. Bu bahsedilen atıf kuralının, Kuran’ın hangi ayetinde tekrarlandığını göstermek zorundadırlar. Aynı benzer vav’larla bağlanan bir çok ayette bu terkiplere rastlamaktayız. Hiç birinde uygulanabilirliği olmayan ve uygulanmayan bu kuralın, abdest mevzuunda kullanılması ilginçtir. Meraklıları için 5/33 ve 20/71 . Ayetlerde kullanılan terkip, Abdest Ayetinde geçen silsile ile aynı minval üzerinedir. Lakin tüm bu ayetlere doğru anlam vermek zorunda olanlar, abdest ayetindeki dizilimi saptırmaktadırlar. Peki yıkansa ne olur? Elbette yıkama yapılabilir. Fakat “olmazsa olmaz” olan yıkarken de Mesh şartının yerine getirilmesidir. Suya tutulan veya suya sokulan ayaklar ovulmadığında “mesh” şartı yerine gelmez. Garip olan şudur ki; çıplak ayağa Mesh yapılmasını reddedenler, uydurdukları rivayetlerle ayakkabı diyebileceğimiz Mest tabir edilen deriden mamul bir ayak örtüsüne Mesh yapılabileceğine fetva vermektedir.
Abdest almada karşı karşıya olduğumuz “abdestli mi, abdestsiz mi namaz kılıyoruz” karmaşası, abdestin bozulması mevzuunda da karşımıza çıkmaktadır. Çekişme LEMS kelimesine verilen mana üzerinde yürümektedir. LEMS ; mânâ olarak değme, dokunma demektir. Ten tene dokunma olarak da ifade edilebilir. Enam 7 ve Cinn 8. Ayetler örneğinde Lems’in mânâsının açık olarak dokunma olduğunu görürüz. Maide 6 ve Nisa 43 te verilen Lems, Müşâreket kalıbına sokulmuş LÂMESE haliyle kullanılmıştır. Dokunuşma anlamını veren bu fiilde, kadın ve erkeğin birbirlerine tenlerinin değmesinden dolayı ikisinin de Abdestinin bozulacağı bildirilmiştir. Kadın ve erkeğin yabancı, akraba veya aile içinden olmasının istisnası yoktur. Tabiatı gereği buluğa erme, bu şartın başlangıcıdır. Her kadın ve her erkek, abdest hususunda bu imtihana muhataptır. MÜLÂMESE denilen bu fiile (MeSeSe) ile ifade edilen duhul edici dokunma anlamını vermek, yani cinsel birleşmedir demek, kelimelerin Kuran’da kullanılan anlam ve tarzlarına tamamen terstir. Ayetlerde, şehvetle yaklaşmadan, cinsel birleşmeye kadar her tür yakınlaşma ifadesi yerli yerinde kullanılmıştır. (Râvede-Yusuf 23), (Mübaşeret-Bakara 187), (Mesese-Bakara 236-237-Meryem 20-Ahzab 49-Mücadele 3-4), (Refese Bakara 187-197) Hiçbirinde LEMS fiilini veya onun çeşitli kalıplarda (BAB) kullanılmış halini göremeyiz.
Ayetlerin (Maide 6- Nisa 43) başlarında zaten cünüblükten temizlenme istenmektedir. Devamında Cünüb olup ta hastalık halinde veya sefer halinde iken, suyun bulunmadığı duruma alternatif sunulmaktadır. Dokunuşmayı cinsel birleşme olarak tekraren devreye sokmanın abesliği ortadadır. Hem ifade “kadınlarınıza” değil “kadınlara-lâmestumun nisâe” olarak verildiğinden, herhangi bir kadınla cinsel birleşme durumu ortaya çıkmaktadır. Bunun da ne manaya geldiğini anlamak zor değildir. İşlenen fiilin karşılıklı yapılması ya da fiilin tek fail olarak işlenmesi ile de fiilin manası değişmez. Yüklenen mana değişmeden müşareket yapıldığında aynı fiilin karşılıklı yapıldığını ifade eder. “MÜLAMESE karşılıklı cinsel birleşmedir deniyor ise; (KATELE) öldürdü. (KÂTELE) öldürme karşılıklı oldu.” Örneğinde olduğu gibi, LEMS, o vakit karşılığı verilmeyen bir cinsel birleşme, yani tecavüz olmuyor mu? Enâm 7 ve Cinn 8 de kullanılan LEMS fiilinin manası dokunma olmayıp Hâşâ ne olacaktır. Tekrarında fayda görüyoruz. MÜLÂMESE, dokunmanın karşılıklı sonuç verdiği bir işlemden ötürü, DOKUNUŞMA mânâsını verir. Her durumda iki tarafında (kadın-erkek) abdesti bozulur. Ana, baba, kardeş, eş, yabancı fark etmez. Hadislerden yardım arayanların durumu da faciadır. “ Peygamberimiz namazı esnasında secde ederken yüzü kanamış ,Ayşe validemiz de bu kanı eliyle silmiş, Peygamberimiz de yeniden abdest alıp namazını kılmıştır.” Bunca kafaların karıştığı bir meselede, Peygamberimize her şey! sorulurken, niçin bu konu sorulmamıştır? Onca Sahabi ne yapacaklarını bilememiş midir? Resul (a.s.) ve Ayşe validemizin en mahrem hayatları, iki yüz küsür sene sonra uydurulan rivayetlerle sözde validemizin diliyle! Ortaya saçılırken, abdestin bozulma nedeni “kesin bir bilgi olarak Ayşe validemize niçin sorulmamıştır? Gelen rivayetler her zaman olduğu gibi çeşitli ve kafa karıştırıcıdır. Konu havada kalır. Sonraki nesile dinin rahmeti! , Mozaiği! olarak yutturulur.
Not: “Lems abdest bozuyorsa; o vakit tavaf yaparken abdest bozulur. Şu mezhepten olmasaydık tavaf yapamazdık veya şu mezhepten bu mezhebe geçerek bu meseleye çözüm bulunuyor.” İfadelerine söylenecek şey şudur. Abdest sadece namaz için şarttır. Kuran insanlara göre değil, insanlar Kuran’a göre kendilerini düzene sokmak zorundadırlar. Bunu yaparken de ayetlerle alay edercesine çözümler! üretilmemelidir.
Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı ve topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı meshedin. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara dokunmuşsanız (karşılıklı tentene dokunuşma) ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. MÂİDE-6
Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara dokunmuşsanız (karşılıklı tentene dokunuşma) ve bu durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar. NİSÂ-43
Sana Kitap'ı kağıtta yazılı olarak indirmiş olsak da, elleriyle ona dokunsalar(LEMESÛHU), inkar edenler yine de, 'Bu apaçık bir büyüdür' derlerdi. EN'ÂM-7
Doğrusu biz göğe dokunduk (LEMESNA); onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk. CİNN-8