KEPEZ LİSESİ MEZUNLARI

TÜRKÜNÜN HİKAYESİ: (1914-1915) ELBİSTAN - KÜRECİK <<>>
Kasımoğlu Kürecik Aşiretlerinin boy beyidir. Aşiretin önde gelen ailelerinden. Aşiret, Osmanlı Padişahı Yavuz’un 1514 tarihinde İran'a karşı (o dönemde İran'da Şah’ın iktidarlığı var) bir sefere çıkar. Bu sefer sırasında yol güzergahı üzerinde bulunan Alevi Kürtler katliam korkusundan, dağlık alana sığınırlar. Bu Aşiretlerden bazıları Arapkir, Divriği, Kangal, Gürün, ve Elbistan’ın sarp dağlarına yerleşirken, bu sıralar, Kistik Köyün dağlık alanı olan, Kabristan Ovası’nın sarp Elma deresine (Şokkê Sêve) gelir. Bu isyan bitince tekrar şu an bulunduğu Kasımuşağı Köyüne döner. Diğer önemli bir konu ise, Kasımoğlu isyanından önce Aşiret’in Osmanlı Hükümdarlığını asla kabul etmediği ve o güne kadar 5 defa Osmanlı, ile karşı karşıya geldiğidir. Bunlar: 1780.1790 Asafoğlu olayı, 1800’de Veli Paşa olayı, 1833.1840 yöredeki Şötükli, Nermikanlı, Parçikan, Atmalı, Kürne ve Kürecik Aşiretlerinin başkaldırısı, 1863.1866 saydığımız Aşiretlerin yanı sıra Maraş, Malatya, Adıyaman, Dersim ve Bitlis’den bazı Aşiretlerin başkaldırıları, 1895 Dümüklü olayı, 1914.1915 Kasımoğlu isyanıdır. Kasımoğlu isyanı 1914’ün sonu 1915’in başlarında başladı. Kasımoğlu Memedali 24 yaşında olup zengin bir ailenin oğludur. Elbistan’ın Alxas Aşiret reislerinden Süllüzadeler (Kocolar) Kabilesinden Hüriye hanımla evlidir. Aynı zamanda bu ailenin yeğenidir. Ancak Kasımoğlu bu isyandan önce Veli Paşa olayına da karıştığı için Osmanlıyla arası açıktır. Osmanlı ise Balkan savaşında yenik çıkmış ve birinci dünya savaşına zorunlu girmiştir. Bu anlamda savaşın getirdiği zorluk ve ağır giderlerini karşılamak için bütün bölgelerden Asker ve vergi ister. Aslında yenilgisini kendisine haksız vergilendirmeye tabi tutuğu kesimi katlederek çıkarmaktır Osmanlı devşirme dalkavuk ve onun uşak tayfasının…
Bu istemlerini Kasımoğlu Memedali’den de talep eder. Kasımoğlu Memedali gelen memurları kovarak Asker ve vergi vermeyeceğini iletir. Kasımoğlu Osmanlı’ya başkaldırırken eşi Hüriye'nin desteği tamdır. Bu desteğini şu sözlerle doruğa çıkarır! “sen Kasımoğlu olacaksın, Kürt ve Kızılbaş olacaksın Osmanlıya Asker ve vergi vereceksin. Yakışırmı sana?” Evet bazı kesimler Kasımoğlunu eşi Hüriye'nin etkisinde kalarak, böyle bir karar verdiğini söylerler. Bu yaklaşım yüzeysel olmakla beraber böyle bir isyanın önderliğine soyunmanın büyüklüğünün soyluluğunu ve gösterilen cesareti gölgelediği gibi ne sınıfsal, ulusal ne de, inaçsal yönünü görmezlikten gelmektedir…. Bu kafaya ve bakışa nereden bakarsanız bakın tamamen gerici tarih bilinci ve olayları analiz etmeden yoksun bir kafa olduğu kaçınılmazdır. Adı ne olursa olsun, ister Demokrat, ister ilerici, isterse sosyalist ister ulusal olduğu, kimin düzenle bağlantılı olup olmadığı net olarak görülmektedir. Elbetteki kastım Türkiye solunun, yiğit evlatları değil. Ancak Kasımoğlu gibi okur, yazarlığı zayıf ve 1914 yılında yaşamış olan bir insanın o dönemde kendi ulusal ve inançsal sınıfsal kimliğinin bilincinde olan biriyle, bugün Marksist olduğunu iddia edip de mazlum bir halkın özgürlük istemlerini milliyetçi olarak gören bir anlayışı karşılaştırdığımızda kimin ne kadar ilerici veya kimin kimden ne kadar aydın olduğunu insan çok açık olarak görmektedir. İsyanın diğer bir yönü ise, Kasımoğlunun eşi Hüriye’nin isyandaki yürekleyici ve cesaret verici çıkışıdır. Ben burda olayın kimler tarafında desteklenip desteklenmediğinden çok, isyanın içeriğini ortaya koymaktayım. Diğer bir yön ise isyanın gizli kalması ve bugüne kadar kamuoyuna fazla yansımamış olamsıdır. Halbuki ilk tartışmadan Ali bek Demirel, Halil Çolak ve Ali Mordeniz olmak üzere öldürülmelerine rağmen ve daha sonra Harput’da asılan Kolloyi Canıke eşi Alte hanım ve Hüseni kuşe ile beraber Kasımoğlu idam edilmelerine rağmen, sanki hiç bir şey olmamış gibi olayın üstü örtülmek istenircesine gizlenir ve küçümsenir. Hatta kendini yazar sanan ve bugünde devlet idoloğu hizmetinden geri durmayıp kusur görmeyen (Alevilik adına) bazıları isyanın ne ulusal adına nede haksızlığa karşı yöre adına yapılmadığını belirtirler. Diğer bir husus ise, Kürecik aşiretlerinin tamamının katılmadığıdır. O dönem devletin bazı Aşiret ileri gelenleri yanına aldığı (Tatar uşağı mahmut ağa gibi) ve iç ihanetin her zaman varolduğu, tıpkı bugünkü ihanetçileri gibi kendi halkına karşı kullanıldığı gerçeği gibi. Osmalı devşirme tayfası püskürlütüp geri kaçarken, Tataruşağı Ağası, Osmanlıya, Kasımoğlu Mamadalinin gücü yoktur deyip, Osmanlı devşirme tayfası tekrar kaleşçe planla yönelir.. Burada bir yanlışı daha düzeltmek gerekir ki, o da Kasımoğlunun yakalanmadığı, bel bağladığı ve güvendiği en yakın çevresi olan özellikle dayıları Elbistan’ının Alxas Aşireti ileri gelenlerinden İbrahim, Asaf ve İbil ağaların kendisine sahip çıkmadığı ve kendisinin de kahrederek gidip teslim olduğudur. Bu gerçeği hiçte yansıtmıyor… ve Dayıları olan Alhas, o dönem eşkiyalıtan aranmaktadır. Onlara gider, tabi ne kadar gerçeklik payı var bilinmez, kasımoğlu mamadaliyi teslim etme karşılığında, şimdiki on köy yeri ve eşkiya suçunda feragat etme karşılığında teslim edilir Osmanlıya….Ve bilinen son Harput’ta idam!
Daha sonra kabristan ovası Ali şah efendi dönemindede kızıklı (Karahasanuşağı) Alhaslıların kavgası devam eder... mahkeme savcısına heybe yarışında kurnazlık yapmaya çalışsada Alhsalı; karahasanuşağı kendisinde daha uyanık davranır katırla hediye götürür ama, Alhaslı bundan habersiz, Bir kama bir dokuma kilim savcıya teklif ederek, hakim beg al bu halıyı kız gibi sersene kılıç gibi kessene der... hakimde kız gibi sererdim kılıç gibi keserdim ama! kara katır ayağıma basıyor der... ne senindir ne onun bu mülkler boz ovalının der...kantarma sinemli ocaxı, taraflı hakemliği sonucu Alhaslı sünnilikten aleviliğe, Karahasanuşağiıda sünni olur kahren.... Hata Halil öztoprak diye bir ileri geleni gerçek kuranı mısırda getirim ve mehmetçiğin hakını mekkeye veriyorsunuz desede idamdan kurtulmamıştır... dolayısyla çevre komşu aşiret ve topluluklarla geçinmedikleri gibi, kendi içinde yıllarca ismailon ve kırocan kavgası hala vardır.... Ancak Kasımoğlunun örgütlemede tecrübesiz oluşu, amacını halka anlatımda zayıf ve dar oluşu ve bölgesel hareket ettiği doğru olmakla beraber, bütün bunları isyanın özünü saptırma veya küçük düşürme maksadıyla kullanılması gerçekçi değildir. Bende bu Aşiretin, Elbistan’ın dağlık alanına Yerleşmiş Kabristan ovalı Kistik köyündenim. Kistik dört oğluyla (Pir-Hasan-Çoper-Çev) buraya yerleşen bir koludur. Aynı zamanda bu isimle, adıyaman (Akçalı) Çoper kabileside bulumaktadır.
Fakat Adıyamana giden bu koluda şahibeli bir nedenden gittiği söylenmektedir… Kasımoğlu sen rahat uyu, ne kürecik eski kürecik, ne Kürt Alevileri eski Alevilerdir. Yaratamadığın birliği bugün senin torunların, hatta bizzat akrabaların, sağlıyor. Amaçladığın hedefe az kaldı. Korkaklar yine korkak, kahramanlar yine kahrahman. Sadece zaman değişitti. Alevilikte kutsal sayılan ateş ve güneş mezopotamya ve Anadolu doruklarında yükselerek büyüyor.büyüdükçe bütün insanlığa aydınlık, umut ve ışık saçıyor. Ayrıca burada mamko mamko Mamadali ağıdını, günümüze taşıyan sanatçılar, sevgili Garip Dost, ve özellikle Grup Nurhak dörtlüsüne sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilip, yüreklerine sağlık diyorum….. Şu bir gerçek: “İnsan tarihin bir öznesidir” Sevgilerle.
Kasımoğlu Mamadali Hakkında Gönderilen Telgraf 12 Mart 1915 Bâb ı Âlî (Osmanlı)
Dâhiliye Nezâreti (İçişleri Bakanlığı> Ek: Kul Seyyid)
Emniyyet i Umûmiyye Müdîriyyeti
Umûmî:
Husûsî: 3
Şifre
Ma‘mûretü'l-azîz Vilâyetine
Darende ile hem-hudûd olan Malatya'nın Akçadağ kazâsına mülhak Kürecik nâhiyesindeki Alevî Kürdlerle civârdan oraya giden birtakım Ermeni askerlerinin bir çete teşkîl ettikleri ve Sivas Vilâyetince ta‘kîb ve der-destleri esbâbına tevessül olunduğu ve Kürdlerin bu vechile dağa çikarak temerrüdde bulunmaları Malatya me’mûrîninden ba‘zılarının kânûn-şikenâne tazyîkâtından inbi‘âs eylediği ve haklarında lâzıme i ma‘delet tatbîk ve icrâ olunduğu sûretde Hükûmet'e arz ı mutâva‘at ve inkıyâda âmâde bulundukları eşkıyâ re’îsî Mehmed Ali ile rüfekâsı tarafından ifâde kılındığının mevsûkan istihbâr kılındığı Sivas Vilâyeti'nden bildirilmişdir. Serî‘an tahkîkât îfâsiyla îcâb eden tedâbîrin ittihâz ve istikmâli.
Fî 12 Mart sene [1]331
Nâzır
İmzâ
Özet
Malatya'nın Akçadağ Kazası'na mülhak Kürecik nahiyesindeki Alevi kürtlerle Ermenilerin birlikte kurdukları çetenin reisi Mehmed Ali ve arkadaşlarının kendilerine adil davranıldığı surette hükümete ita'at edeceklerine dair ifadede bulunduklarına ve durumun tahkikiyle gerekli tedabirin alınmasına dair Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti'nden Ma'muretül-Aziz Vilayeti'ne çekilen telgraf.
1333.Ca.9
Yazı: İsmail Güner