Kırşehir Günışığı

Hep kardeşlerdik ki;Hiç mi ders almadık?Sırp asıllı Kuyucu Muratlar elinde Türkmen kıyamının anlı şanlı Yavuz’unu,Yüzyıllar sonra getirip slogan yapmaya… Haydi, o zaman siyasi çıkarların mezhep cilalı çatışmasıydıVe azgın şehzadelerin taht kavgasıVe Acem diyarlarının yağması…Şimdi niye lazım oldu, yeniden..!Irak’ta ,Filistin de,   Tepelerine Coni’lerin bombası yağarken,Ve gözyaşları boğarken sabi çocukları,Ve kadınlar, tecavüze uğrarken Onlar gibi camilerimizi de mi  ayıralım diye mi ? Kabuklu yara tırnaklamaları...Bilmedik, bilemedik;İnönü de Sakarya da Dumlupınar da, Çanakkale de, “Gökten inen yeşil sarıklıların yüzü gözü hürmetine miydi” yoksa (!)BilememişizYedi düvele karşı, Anadolu’yu ardına takıp dikleşen “Bozkurt’”un  “ayyaş”lığını…Ve de “Yurtta sulh, cihanda sulh” un yanlışlığını…Komsuların içişlerine karışarak efelenmelerin…Penceremizden taş atmaların… Ve evcilleşmemiş tutmalara, silah kuşandırıp,Komşu diyarlara salmaların,Yangınlarını seyrederken “Arap baharı,” diyeDüşmana  “Türk baharı,”  diye el ovuşturmaların..Şimdi şaşkınız.Nereye? Nasıl? Niçin? Ne uğruna?  Adnan Yılmaz