GÜZELKÖY(MELEN)/ŞARKÖY

1354 tarihinden itibaren tüm Trakyanın kademeli olarak
Osmanlılar tarafından alınmasından sonra1362 tarihinde GÜZELKÖY'de bir Türk köyü olarak karşımıza çıkmaktadır.Köye ANADOLU'dan kayı, avşar ve türkmen boylarından Türkler getirilmiş ve GÜZELKÖY'de ikamet ettirilmişlerdir.Osmanlıların 1352 tarihinde ÇİMSE KALESİ'ne ayak basmalarından sonra KIRKLAR tabir edilen cengaverlerden CİHAN BEY ve ŞAH BEY Güzelköy'e gelmişlerve burada vefat etmişlerdir. Köyde bulunan tarihi mezarlığın en az 600 yıllık olduğu gerçektir. Nevarki mezarlığın maki diye tabir edilen bitki örtüsüyle kaplı olması bu iki mezarın ve birçok tarihi değerin ortaya çıkmasına manidir. Halk arasında yaygın rivayetlerden biride son 20 yıla kadar ayakta dimdik duran ulu bir kavak ağacının hikayesidir.Gelibolu'ya çıkan Cihan Bek ve Şah Bey o zaman şimd iki yerleşim yerinin biraz daha güneyinde kurulu olan GÜZELKÖY'e gelmişler ve atlarını kuru bir kavak ağacına bağlamışlar. Bu kuru kavak ağacı yeşererek dal budak salmış ve zamanımıza kadar ulaşmıştır. Bilahare bu iki zatın vefat etmesi ile kavak ağacı varlığını Cihan Bey ve Şah Bey'in mezarlarına bakarak adeta onların hatıralarını yadederek ayakta kalmayı başarmıştır.
Güzelköy 120 hane ve 650 nüfusa sahip tipik bir Türk köyüdür. Köye girdiğiniz zaman size adeta HOŞGELDİNİZ diye 400 senelik bir çınar ağacı karşınıza çıkar. Köy meydanı köy kahvesi ve halkın serinlemek için oturacağı bir alandan meydana gelmiştr. İlkbakışta hiçbir tarihi kalıntının olmadığı imajını veren köyü dolaşmaya başladığımızda 1600 yıllarında yapılmış bir köprüden geçersiniz. Bu köprü köyün adeta Camisi ile bir simgesidir. Yine bu yıllarda yapılmış köy hamamından günümüze sadece yıkık duvarlar kalmıştır. Köy (eski) Cami ile karşılıklı olan hamam halen bir evin bahçesi içerisindedir. Tamir ve bakımı yapılmayıp kaderine terkedilmiştir. 1450-1500 yıllarında yapıldığı ve ve türlü onarım ve bakımlardan geçmiş olan eski cami başlıbaşına bir Osmanlı sanat şaheseridir. 1912 depreminde şimdikinde 6-7- metre daha uzun minaresi yıkılmış olup bilahare tamir edilerek bugünkü haline getirilmiştir. Cami bahçesi içerisinde bulunan ve Hicr 1150-1100 tarihlerini gösteren oymalı mezar taşlarının hitabeleri devrin başlıbaşına Beylik olduğunun ifadesidir. Şadırvandan çıkartılarak cami duvarına muhafaza için konulmuş Çeşme taşı ise şahane bir oymacılık sanatını ifade eder.
Yakın zamana kadar köy7 içerisinde halen kalıntıları bulunduğu üç yeldeğirmeni mevcuttur. Köy esas itibari ile Trakya'da 'Beyi' ile meşhurdur. Bu beylik zamanının Osmanlı askerlerinin tüm ihtiyaçlarını karşıladığından halk olarak ' MELENİN BEYİ' namlıdır tekerlemesi halen geçerliliini muhafaza etmektedir. Gerçekten köyde bir efendilik ve saygı ,sevgi ifadelerini kısa bir münasebetten sonra hemen görürsünüz. Son derece saygılı olan bu köy halkı Osmanlılar devrinden kalma misafirperverliğin bir smgesidir. 1700 yıllarına kadar ve Laladevrinde Güzelköy'ün 700 hane olduğu ve içerisinde 73 çeşmenin 1 hamamınbulunduğu gerçektir. Zamanın beyi tüm halkın Türk olması sebebiyle köyde çalışacakişçi,amele,seyis sıkıntısı çekmeye başlamışMürefte'den ve civarından bazı Rum ailelerini çalıştırmak için köye getirmiştir. Zamanla bu Rum aileleri köyde ayrı bir mahallaye yerleştirilmişler, zamanın akışı içinde o kadar fazlalaşmışlardır ki bir Rum mahallesi kurulması kurulması gerekmiştir. Şimdi bu mahalleler yerli ve muhacir mahallesi olarak ikiye ayrılmış olup, köy bu iki yerleşim bölgesinden meydana gelmiştir.Köyün üç kilometre kuzeyinde 100 metre yukarısında bir mmanastır mevcut olup bugüne temel kalıntıları gelmiştir. Bu manastırın 20 metre yukarısında ise zamanında erzak deposu olarak kullanılan büyük mağara mevcuttur. Bumağarada yağmalamadan nasibini almış olup definecilerin hışmına uğramıştır.
1912 tarihinden itibaren Osmanlı Devletinin dört ayrı cephede savaşmış olması köyde yaşayan tüm erkeklerin vatan görevine gitmelerine sebep olmuş. Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında ise iki gazi haricinde köyde yaşayan çocuklardan başka erkek kalmamıştır.Kurtuluş savaşında asi Çerkezler köyü basmışlar ve o derece zulüm ve katliam yapmışlardır ki o tarihlerde bazı köylüleri ve ileri gelenleri bıçaklamışlar ve öldürmüşlerdir. Bugün halen hayatta olan ve köyün yaşlılarından ALİ DAYI (Ali DENİZ) görmüş olduğu bu olayları anlatırken o tarihlerde yeniden vahşeti yaşarcasına anlatmışancak yaşının çok ileri, sağlığının bozuk olması sebebi ile bu hatıraları tamamlayamamıştır. Köy içerisnde 5 kadar bu olayları yaşayan yaşlılar varise de gerek anlatım güçlükleri ve gerekse ifade tarzlarındaki heyecan beni korkuttuğu için daha fazla ısrar edemedim.Sanki klpleri duracak şekilde heyecanlanıp o yokluk ve vahşet günlerini yeniden yaşayan bu saygın kişiler canlı bir tarih olarak halen köyde yaşamaktadırlar.
Köyde zamanın Beyi tarafından 400 süvari konaklama yerlernde ağırlanıp bu bey tüm ihtiyaçlarını karşılarmış. Halen köyde bu süvarilerin konakladığı yerler ayakta durmaktadır. Köy bağcılık ve zeytincilikle meşgul olup hayat standartları ortadır. Sürtüşme ve çekişmenin olmadığı köyde okur yazar oranını yüksek olması ve yüksek tahsil yapanların her geçen gün artması diğer köylere nazaran birtakım avantajların sağlanmasına sebep olmuştur. Köy İhtiyar heyeti ve köy halkı son derece aydın ve okumaya düşkündürler.
Bağnazlık ve tutuculuğun olmadığı bu yerleşim bölgesinde, halk sessiz ve sakin bir hayat yaşamaktadır.

KAYNAK : YAĞMALANAN BELDE(M.Ö.1190-M.S.1985)
YAZAR : Y.Can ÖZTURGUT
BASIM YILI :1985